KÜNYE

PERSONAL RECORD

YAZIM KURALLARI

SPELLING RULES

ABONE FORMU

SUBSCRIPTION

MAKALELER

ARTICLES

KİTAP LİSTESİ

BOOK LIST

İLETİŞİM

CONTACT

ANA SAYFA

MAIN PAGE

AKADEMİK GIDA
 

Üye Girişi

Kullanıcı Adı :
Şifre :

  Online Ziyaretçi 3
  Toplam Ziyaret 149296
 
 

SAYI 44

SAYI 45

SAYI 43

SAYI 42

SAYI 41

SAYI 40

SAYI 39

SAYI 38

SAYI 37

SAYI 36

SAYI 35

SAYI 34

SAYI 33

SAYI 32

SAYI 31

SAYI 30

SAYI 29

SAYI 28

SAYI 27

SAYI 26

SAYI 25

SAYI 24

SAYI 23

SAYI 22

SAYI 21

SAYI 20

SAYI 19

SAYI 18

SAYI 17

SAYI 16

SAYI 15

SAYI 14

SAYI 13

SAYI 12

SAYI 11

SAYI 10

SAYI 9

SAYI 8

SAYI 7

SAYI 6

SAYI 5

SAYI 4

SAYI 3

SAYI 2

SAYI 1

Saanen Keçisi Sütünün Genel Özellikleri
Harun Kesenkaş, Nayil Dinkçi, Özer Kınık, Sıddık Gönç, Gülşah Ender Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Süt Teknolojisi Bölümü, 35100 Bornova, İzmir E-posta: harun.kesenkas@ege.edu.tr ÖZET Bu çalışmada Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü keçi ağılında beslenen Saanen keçilerinden elde edilen toplam 80 adet çiğ süt örneğinin genel özellikleri incelenmiştir. Başlıca kimyasal bileşenlerin yanında örneklerin asitliği ve özgül ağırlıkları da belirlenmiştir. Çalışmada ülkemizde son yıllarda üretimi ve tüketimi önem kazanan Saanen keçisi sütü hakkındaki mevcut bilgi birikimine katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Keçi sütü, Saanen, Süt kompozisyonu General Properties of Saanen Goat Milk ABSTRACT In this research, general properties of 80 raw milk samples from Saanen dairy goats, which are bred at Ege University Department of Animal Sciences, were investigated. The acidity and specific gravity of samples were also determined besides their major chemical composition. The aim of this study was to contribute to the present information about Saanen goat milk. Keywords: Goat milk, Saanen, Milk composition
 

MAKALEYİ OKU >>

Donmuş Muhafaza Sırasında Meyve ve Sebzelerde Oluşan Kalite Değişimleri
Engin Demiray, Yahya Tülek Pamukkale Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, 20070 Kınıklı, Denizli E-posta: edemiray@pau.edu.tr ÖZET Yapılarında yaklaşık olarak %95 oranında su bulunan meyve ve sebzelerin tüketim aşamasına kadar geçen süreçte çeşitli yöntemlerle dayanıklı hale getirilmeleri gerekir. Bozulmaya neden olan biyokimyasal reaksiyonlar ile mikrobiyolojik faaliyetler yüksek su aktivitesi değerlerinde daha kolay gerçekleşir. Bu nedenle, meyve ve sebzelerin bozulmalarını önlemek için su aktivitesini düşürecek işlemler uygulanmalıdır. Su aktivitesini düşürmede etkili olan dondurma, meyve ve sebzelerin muhafazasında sık kullanılan işlemlerden biridir. Sıcaklığın düşürülmesiyle ürün yapısında bulunan serbest su dondurulmakta ve böylece mikroorganizma faaliyetleri ile enzim aktivitesinden kaynaklanabilecek bozulmalar da önemli ölçüde engellenebilmektedir. Teknolojik ve ekonomik nedenler dikkate alındığında, meyve ve sebzelerin muhafazası için dondurma ve dondurarak muhafaza yöntemi diğer birçok yönteme göre avantajlı görünmektedir. Taze meyve ve sebze özelliklerine en yakın ürün dondurularak muhafaza ile elde edilebilmektedir. Bu çalışmada dondurma işleminin temel prensipleri ve dondurulmuş meyve ve sebzelerde meydana gelen kalite değişimleri hakkında bilgiler derlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Dondurarak muhafaza, Meyve ve sebze, Kalite değişimleri Quality Changes in Fruits and Vegetables During Frozen Storage ABSTRACT Stability of fruits and vegetables with about 95% water in their contents should be increased by various preservation methods until consumption. The rates of microbiological activities and biochemical reactions are faster at high water activity levels. Reducing the water activity of fruits and vegetables is a common practice in the prevention of spoilage. Freezing is an effective and widely used technology for preservation of fruits and vegetables. By decreasing the temperature below the freezing point of fruits and vegetables, free water in plant tissues is frozen. Microbial and enzyme activities are limited, and this prevents the spoilage of fruits and vegetables. From technological and economical point of view, freezing seems to have more advantages compared to other preservation techniques since the quality of frozen products is closer to their fresh counterparts. In this study, basic principles of freezing and quality changes in fruits and vegetables during freezing are reviewed. Key Words: Freezing technology, Fruits and vegetables, Quality changes
 

MAKALEYİ OKU >>

Ağır Metal Toprak Kirliliğinin Gıda Zinciri ve İnsan Sağlığına Etkisi
Necla Çağlarırmak1, A. Zeki Hepçimen2 1Celal Bayar Üniversitesi, Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürlüğü, Manisa 2Celal Bayar Üniversitesi, Saruhanlı Meslek Yüksekokulu, Saruhanlı, Manisa E-posta: caglarirmaknecla@hotmail.com ÖZET Çevre kirliliği hava, toprak ve su kirliliği olarak üçlü bir çember içerisinde doğada oluşmakta ve sonuçta insanın da dahil olduğu tüm ekosistemi etkilemektedir. Toprak kirliliği ise doğada giderilemeyen ve dönüşümü olmayan kirliliktir. Kirli toprakta tarım yapılamamakta, bu tür topraklar atıl kalmaktadır. Toprak kirliliği gerek hava kirliliği, gerekse su kirliliğinin doğada son noktasını oluşturmaktadır. Ağır metallerin sebep olduğu çevre kirliliği, su, hava ve doğrudan toprak kirliliğine yol açan madencilik çalışmaları, gübre ve pestisitler, sanayi atıkları ve hidrokarbon yanma ürünleri ile toprağa ulaşabilmektedir. Sonuçta ağır metaller, kontamine olmuş topraklarda yapılan bitkisel üretimler ve meraların da kirlenmesi ile gıda zincirine dahil olmakta, tüm canlı sistemlerini etkilediği gibi insan sağlığını da olumsuz olarak etkilemektedir. Toprak kirliliğine sebep olan başlıca ağır metaller arasında kurşun (Pb), civa (Hg), arsenik (As), çinko (Zn), bakır (Cu), krom (Cr) ve kadmiyum (Cd) sayılabilir. Bu derlemede ağır metallerin tarım ürünleri ve meraları kirletmesi sonucu insan sağlığına olan olumsuz etkileri gıda zinciri dahilinde incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre, Toprak kirliliği, Ağır metal, Gıda zinciri Effect of Heavy Metal Soil Pollution on Food Chain and Human Health ABSTRACT Environmental pollution exists in the world as a trial chamber of air, water and soil; therefore, it influences all the ecology that the human beings are included. Soil pollution is a kind of pollution that can be hardly eliminated from environment. Agriculture cannot be performed in polluted soil, and such lands remain idle for agricultural practices. Soil pollution is the last focal point of air and water pollution. Heavy metals may cause environmental pollution, and soil pollution caused by mining practices as well as water and air pollutions, fertilizer and pesticides, industrial chemical substances could reach soil by hydrocarbon burning products. Agriculture in polluted soil becomes a source of contamination for food chain. Thus, it becomes harmful for human health as well as for other living systems. Major heavy metals causing soil pollution are lead (Pb), mercury (Hg), copper (Cu), chrome (Cr) and cadmium (Cd). In this study, the effect of heavy metal contamination of soil on human health and food chain was briefly reviewed. Key Words: Environment, Soil pollution, Heavy metal, Food chain
 

MAKALEYİ OKU >>

Et ve Et Ürünlerinde Kullanılan Paketleme Yöntemleri
Aytunga Budak Bağdatlı1, Semra Kayaardı2 1Bartın Üniversitesi, Bartın Meslek Yüksekokulu, Bartın 2Celal Bayar Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Manisa E-posta: semrakayaardi@hotmail.com ÖZET Modifiye atmosfer paketleme (MAP), vakum paketleme ve kontrollü atmosferde paketleme et ve et ürünlerinin raf ömrünün uzatılması, gıda güvenliğinin arttırılması, kalitenin üst düzeyde muhafaza edilmesi amacıyla kullanılan paketleme yöntemlerindendir. Son yıllarda, tüketicilerin minimal işlem görmüş, kaliteli ve güvenli gıdalara duydukları ilgi artmaktadır. Bu nedenle, akıllı paketleme, aktif paketleme, antimikrobiyal paketleme, yenebilir film paketleme gibi yeni teknolojiler ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada, et ve et ürünlerinde kullanılan paketleme yöntemleri derlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Et, Paketleme, Raf ömrü, Kalite Packaging Methods Used for Meat and Meat Products ABSTRACT Modified atmosphere packaging, vacuum packaging and controlled atmosphere packaging of meat and meat products are used to prolong shelf-life, increase food safety and maintain the high level of quality of product. Recently, consumer demand for minimally treated food products with higher quality and safety has been increased. Therefore, new packaging technologies such as intelligent packaging, active packaging, antimicrobial packaging and edible film packaging have been developed. This paper reviews new packaging methods used for meat and meat products. Key Words: Meat, Packaging, Shelf life, Quality
 

MAKALEYİ OKU >>

Yenilebilir Tohum Filizlerinin Mikrobiyal Güvenliği
Hasan Yetim1, Fatih Törnük2, İsmet Öztürk1, Osman Sağdıç1 1Erciyes Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Kayseri 2Erciyes Üniversitesi, Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksekokulu, Kayseri E-posta: hyetim@erciyes.edu.tr ÖZET Baklagiller, turp, buğday, yonca ve brokoli gibi birçok bitki tohumunun çimlendirilmesiyle elde edilen yenilebilir filizler, tohumlarına göre daha yüksek düzeyde esansiyel amino asit, vitamin, mineral ve diğer bazı fitokimyasalları içermeleri nedeniyle fonksiyonel gıda olarak kabul edilmektedirler. Ancak hiçbir işlem görmemiş tohumlar, üretildikleri şartlara göre çok sayıda ve farklı türde patojen veya saprofit mikroorganizmayı da içerebilmektedirler. Özellikle filiz üretimi esnasında herhangi bir mikrobiyal inaktivasyon işleminin uygulanmaması, mevcut mikroorganizmaların çimlendirme esnasında yüksek düzeylere ulaşmasına neden olmakta ve filizleri mikrobiyolojik olarak tehlikeli hale getirebilmektedir. Günümüze kadar tüm dünyada tohum filizlerinden Salmonella ve Escherichia coli O157:H7 gibi tehlikeli patojenlerin izole edildiği birçok çalışma mevcuttur. Bu nedenle yenilebilir filizlerin mikrobiyal riskinin azaltılabilmesi amacıyla kimyasal dezenfeksiyon, ışınlama ve ısıl işlem gibi yöntemler veya bunların çeşitli kombinasyonları denenmiş, ancak filizlerdeki tüm patojenleri etkili bir şekilde yok edecek iyi bir yöntem ortaya konulamamıştır. Bu makalede farklı tohumların çimlendirilmesiyle elde edilen filizlerin mikroflorası ve mevcut mikroorganizma yükünü azaltmak amacıyla yapılan çalışmalar özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yenilebilir filiz, Mikrobiyal güvenlik, Mikrobiyal inaktivasyon Microbial Safety of Edible Seed Sprouts ABSTRACT Edible seed sprouts produced by germinating some plant seeds like legumes, radish, wheat, alfalfa and broccoli, are generally considered as a functional food due to their high contents of essential amino acid, vitamin, mineral and some phytochemical in comparison to their seeds. However, unprocessed seeds and grains may contain a number of different species of pathogen and saprophytic microorganism. These can grow rapidly during sprouting since no microbial inactivation treatment take place before sprouting, and this makes sprouts microbiologically unsafe. There have been numerous studies which show the presence of well known pathogens like Salmonella and Escherichia coli O157:H7 on sprouts. In order to eliminate microbial risk of sprouts, various techniques such as chemical disinfection, irradiation and heat treatment or their combinations were utilized but an effective method still needs be developed to remove all pathogens. In this article, studies for the detection of microflora of edible sprouts of various seeds and as well as the research on the reduction of microbial load were reviewed. Key Words: Edible sprout, Microbial safety, Microbial inactivation
 

MAKALEYİ OKU >>

Türkiye’de Üretilen Bazı Ticari Meyve Sularının Kimyasal Özellikler Açısından Gıda Mevzuatına Uygunluğu
Hale Benli Tüfekci1, Hasan Fenercioğlu2 1Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Adana İl Kontrol Laboratuar Müdürlüğü, Adana 2Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Adana E-mail: halebenli@gmail.com ÖZET Bu çalışmada piyasada satışa sunulan bazı meyve sularının (elma, nar, portakal ve üzüm) Türk Gıda Kodeksi ve meyve suyu standardına uygunluğu araştırılmıştır. Bu amaçla, %100 nitelikli ürünler üzerinde pH, toplam asitlik, suda çözünür katı madde (SÇKM), formol sayısı, hidroksimetil furfural (HMF), koruyucu madde (benzoik ve sorbik asit), mineral madde içeriği (potasyum, magnezyum, fosfor, sodyum ve kalsiyum), metal bulaşanlar (bakır, çinko, demir ve kalay) ve ağır metal (kurşun, kadmiyum ve arsenik) analizleri yapılmıştır. Onaltı örnek üzerinde yapılan analizlerde bulunan değerlerin pH 3.39-4.03, toplam asitlik 3.1-9.4 g/L, SÇKM %11.2-16.2, formol sayısı 3.0-21.0, HMF 0.4-27.4 mg/L, benzoik asit 0.6-2.7 mg/L, sorbik asit <4.9 mg/L, K 701.0-1929.0 mg/L, Mg 45.6-126.7 mg/L, P 56.7-176.1 mg/L, Na 19.0-167.5 mg/L, Ca 19.2-197.7 mg/L, Pb 0.04-0.46 mg/L, Cd <0.017 mg/L ve As <0,034 mg/L arasında değiştiği görüldü. Metalik bulaşanlar (Cu, Zn, Fe ve Sn) yönünden ise mevzuatta sınırlanan değerlerin altında kaldığı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Meyve suyu, Kalite, Standartlar, Kodeks Conformation of Some Commercial Fruit Juices to Food Regulations in Turkey ABSTRACT In this research, the conformities of some of the fruit juices (apple, pomegranate, orange and grape) sold in market to the Turkish Food Regulations have been investigated. For this purpose, pH, total acidity, soluble solid content, formol number, hydroxyl methyl furfural (HMF), preservatives (benzoic and sorbic acids), mineral content (K, Mg, P, Na and Ca), metal contaminants (Cu, Zn, Fe and Sn) and heavy metals (Pb, Cd and As) of fruit juices have been determined. Results indicated that minimum and maximum values for fruit juices were pH 3.39-4.03, total titratable acidity 3.05-9.39 g/L, water soluble dry matter 11.2-16.2%, formol number 3.0-21.0, hydroxyl methyl furfural 0.4-27.4 mg/L, benzoic acid 0.6-2.7 mg/L, sorbic acid <4.9 mg/L, K 701.0-1929.0 mg/L, Mg 45.6-126.7 mg/L, P 56.7-176.1 mg/L, Na 19.0-167.5 mg/L, Ca 19.2-197.7 mg/L, Pb 0.04-0.46 mg/L, Cd <0.017 mg/L and As <0.034 mg/L. Levels of these metal contaminants (Cu, Zn, Fe and Sn) were below the values limited by the standard. Key Words: Fruit juice, Quality, Food regulations
 

MAKALEYİ OKU >>

Ozmotik Dehidrasyon Tekniğinin Sakız Kabağında Kullanımı
Fatma Albak, K. Bülent Belibağlı Gaziantep Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Gaziantep E-posta: albak@gantep.edu.tr ÖZET Sakız kabağının (Cucurbita pepo) ozmotik dehidrasyonu üç farklı tuz (NaCl) konsantrasyonu (%5, 15 ve 25) ile üç farklı sıcaklıkta (15, 25 ve 35°C), dört farklı zamana bağlı olarak (30, 60, 180 ve 240 dakika) çalışıldı. Bağımsız değişkenlerin (sıcaklık, tuz konsantrasyonu ve zaman) su kaybı (SK), tuz kazancı (TK) ve ağırlık azalışı (AA) üzerindeki etkisini modellemek için tam faktöriyel tasarım kullanıldı. Bağımsız değişkenlerin SK, TK ve AA üzerindeki etkisini tanımlayan kuadratik regresyon denklemleri türetildi. Yüzde 5’lik tuz çözeltisiyle yapılan 240 dakikalık ozmotik kurutma sonucunda kabağın nem oranı %94.0’dan 15, 25 ve 35°C’de sırasıyla %90.6, %90.7 ve %90.8’e düşürüldü ve bu değerler arasındaki fark istatistiksel açıdan önemsiz bulundu (p>0.05). Zaman ve tuz konsantrasyonunun SK, AA ve TK’yı etkileyen temel faktörler olduğu belirlendi. Dört saatlik dehidrasyon sonucunda kabağın nem oranı %5’lik tuz çözeltisinde %94.0’dan %90.7’ye, %15 tuz çözeltisinde %83.7’ye ve % 25’lik tuz çözeltisinde %77.0’a düşürüldü. Yüzde %5’lik tuz çözeltisiyle yapılan ozmotik kurutma sonunda kabağın tuz oranı %3.0, %15’lik tuz çözeltisinde %5.3 ve %25’lik tuz çözeltisinde %9.9’a yükseldiği görüldü. Ozmotik dehidrasyon boyunca kabağın toplam renk değişim değerinin (∆E) zamana bağlı olarak artan tuz konsantrasyonu ve sıcaklıkla değiştiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ozmotik dehidrasyon, Su kaybı, Tuz kazancı, Ağırlık azalışı Use of Osmotic Dehydration Technique in Zucchini ABSTRACT Osmotic dehydration of zucchini (Cucurbita pepo) was studied at three different salt concentrations (5, 15 and 25% w/v) and three different temperatures (15, 25 and 35°C) for 30, 60, 180 and 240 minutes. Full factorial design was used to determine the effect of independent variables (temperature, salt concentration and immersion time) on water loss (SK), salt gain (TK) and weight loss (AA). Quadratic regression equations describing the effect of independent process variables on SK, TK and AA were developed. Moisture content of zucchini during 4 hours osmotic dehydration in 5% salt solution at 15, 25 and 35°C was reduced from 94% to 90.6, 90.7 and 90.8, respectively (p>0.05). Time and salt concentration were the most significant factors affecting SK, TK and AA during osmotic dehydration of zucchini. After 4 hours of osmotic dehydration, moisture content of zucchini in 5, 15, and 25% salt solution was reduced from 94% to 90.7, 83.7, and 77.0%, respectively. Salt content of zucchini in 5, 15 and 25% salt solutions at the end of osmotic dehydration was 3.0, 5.3 and 9.9%, respectively. The total color change value (∆E) of zucchini varied with increased salt concentration and temperature during osmotic dehydration. Keywords: Osmotic dehydration, Water loss, Salt gain, Weight loss
 

MAKALEYİ OKU >>

Adaptif Kontrol Sistemleri ve Gıda Endüstrisindeki Bazı Uygulamaları
S. Nur Dirim Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Bornova, İzmir E-posta: nur.dirim@ege.edu.tr ÖZET Bu derleme çalışmasında adaptif kontrol sistemlerinin tanımı ve çalışma prensiplerinin tanıtılması, bunun yanı sıra gıda sanayinde adaptif kontrol uygulamalarına örnekler verilmesi hedeflenmiştir. Adaptif kontrol uygulamalarının değişiminin çok olduğu ve genellikle doğrusal olmayan gıda işleme sistemlerinde de başarıyla kullanılabileceği ve sistem veriminin büyük oranda arttığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adaptif kontrol sistemi, Proses kontrol, Gıda işleme Adaptive Control Systems and Some Applications in Food Industry ABSTRACT In this review, the definition and basic principles of adaptive control systems and applications of adaptive control to food process industries were explained. Adaptive control systems and their applications are suitable for the systems where variations in system parameters are large and system behaviors are nonlinear. In addition, adaptive control systems present a great potential for the improved efficiencies of these systems. Key Words: Adaptive control system, Process control, Food processing
 

MAKALEYİ OKU >>

Peyniraltı Suyu Proteinlerinin Mikroenkapsülasyon Teknolojisinde Kaplama Materyali Olarak Kullanım Olanakları
Hatice Şanlıdere Aloğlu, Zübeyde Öner Süleyman Demirel Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Isparta E-posta: hatice@mmf.sdu.edu.tr ÖZET Mikroenkapsülasyon sıvı, katı veya gaz formundaki değişik mikro boyuttaki maddeleri kapsüller içinde paketleme teknolojisi olarak tanımlanır. Bu teknikte kaplanan materyal belirli şartlar altında kontrollü oranlarda serbest hale geçer. Aynı zamanda mikroenkapsülasyon, kaplanan materyali sıcaklık, nem ve mikroorganizma gibi faktörlerden koruyan bir yöntemdir. Mikroenkapsülasyon tekniğinin kimya, ziraat, gıda ve yem, tıp, eczacılık, veterinerlik, biyoteknoloji, çevre ve tüketici ihtiyaçları gibi çok geniş kullanım alanları vardır. Mikroenkapsülasyon teknolojisinde kullanılan kaplama materyalleri çok çeşitli olup, organik veya inorganik esaslı olabilir. Bu derlemede, mikroenkapsülasyon teknolojisinde kullanılan kaplama materyalleri ile mikroenkapsülasyon teknolojisinde peyniraltı suyu proteinlerinin kaplama materyali olarak kullanım olanakları irdelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Mikroenkapsülasyon, Peyniraltı suyu proteinleri, Kaplama mateyalleri Potential Use of Whey Proteins as a Coating Material in Microencapsulation Technology ABSTRACT Microencapsulation is defined as a technology of packaging solids, liquids or gaseous material in miniature, sealed capsules that can release their contents at controlled rates under specific conditions. Microencapsulation is also a method of protecting encapsulated material from factors that may cause its deterioration such as temperature, moisture and microorganisms. Microencapsulation technique has many applications in chemistry, agriculture, food and feed, medicine, pharmacy, veterinary medicine, biotechnology, enviroment and consumer necessities. Type of coating materials used in microencapsulation technology varies to a great extent, and could be of organic or inorganic origin. In this review, potential use of whey proteins, dairy industry by-products with biological and technological properties, as a coating material in microencapsulation technology are discussed. Key Words: Microencapsulation, Whey proteins, Coating materials
 

MAKALEYİ OKU >>

Vurgulu Elektrik Alan (PEF) Teknolojisi
Seda Ersus Bilek Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Gıda Mühendisliği Bölümü, Bornova, İzmir E-posta: seda.ersus@ege.edu.tr ÖZET Geleneksel ısıl işlem yerine geçebilecek ısıl olmayan yeni teknolojilerin gıda sanayinde kullanımı giderek önem kazanmaktadır. Bu tekniklerin, gıdaların güvenli hale getirilmesinde kalite kayıplarının azaltılması ve daha verimli üretim olanağı sağlaması gibi avantajları vardır. Isıl olmayan işlemler kapsamında ele alınan PEF uygulamaları son yıllarda üzerinde çok fazla çalışılan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. 1990 yılından itibaren yoğun olarak üzerinde çalışılan PEF’nin gıdalar üzerindeki etkileri ile ilgili çalışmaların sayısı Food Science and Technology Abstracts’a (FSTA) göre 2000 yılında yaklaşık 150 iken 2009 yılında 5949’a çıkmıştır. Bu derleme kapsamında PEF hakkında temel bilgiler, gıda sanayindeki uygulamaları ve dünyadaki endüstriyel durumu hakkında bilgi verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Vurgulu elektrik alan, Isısal olmayan işlemler, Elektroporasyon Pulsed Electric Field (PEF) Technology ABSTRACT Importance in non-thermal food processing is increasing in food industry. This new technology has advantages like reduction in quality losses during food processing and increased efficiency of food processes in comparison to conventional thermal food processing technologies. Studies on the effect of PEF on foods have significantly increased after 1990s, and according to Food Science and Technology Abstracts (FSTA), the number of research studies on PEF application in foods increased from 150 in 2000 to 5949 in 2009. In this present study, principles of PEF, its application in food processing and some PEF systems on an industrial scale were reviewed. Key Words: Pulsed electric field, Non-thermal processes, Electroporation
 
DERGİSİ BİR

info@akademikgida.com

 DERGİSİ BİR 

YAYINIDIR